Bölüm 37 — Aynı köpek | Zelve meydanında kesinliğe dönüşen Kapadokya gizemi

Barış facing a waiting dog in the ancient cave village of Zelve, Cappadocia
Ancient rock-carved ruins in Zelve, Cappadocia under a cloudy sky.
The valley seemed empty, yet it felt as if someone had just left.

Aynı köpek.

Bu söz, Barış’ın içinde hâlâ sese dönüşmemişti.

Zelve’nin çökmüş mağara geçidinden çıkınca ışık birden genişledi. Dar bir yerden dışarı çıktığı için mi, gökyüzü her zamankinden daha yüksek görünüyordu. Kaya duvarlarındaki sayısız boşluk, sanki birilerinin gözü gibi ona bakıyordu.

Rüzgâr vardı, ama ses azdı.

Meydan gibi açılan yerin ortasında köpek duruyordu.

Love Valley’de gördüğü köpek.
Peri bacalarının arasında kaçmayan köpek.
Karanlık geçidin sonunda duran köpek.

Hepsi aynı bedende üst üste biniyordu.

Barış kıpırdayamadı.

Barış facing a dog in the ancient valley of Zelve, Cappadocia.
In the silence of the valley, neither of them moved.

Köpek, dün olduğu gibi sakindi. Havlamıyordu. Yaklaşmıyordu. Kaçmıyordu. Sadece oradaydı; Barış’ın fark etmesini bekliyor gibiydi.

Başka bir köpek olabilir, diye düşünebilirdi.

Kapadokya’da köpek çoktu. Birbirine benzeyen köpekler de vardı. İnsan hafızası, huzursuz olunca kolayca şekil değiştirirdi.

Ama gözleri aynıydı.

Bedeninin büyüklüğü değil.
Tüylerinin rengi değil.
Duruşu da değil.

Gözleriydi.

A quiet dog in Zelve looking directly toward Barış.
The eyes were the first thing he could no longer deny.

Barış’ı suçlamayan, teselli etmeyen, sadece içinin derinine sessizce bakan o gözler.

Onları gördüğü anda, inkâr edecek kelimeler yavaş yavaş gücünü kaybetti.

Meydanın kenarında yıkılmaya yüz tutmuş kaya evleri sıralanıyordu. Bir zamanlar insanların yaşadığı, dua ettiği, yemek yediği, uyuduğu yerler. Şimdi geriye yalnızca boş odalar kalmıştı.

İnsanlar gittikten sonra, mekân her şeyi unutmaz.

Dünkü yaşlı adamın sözü geri geldi.

Bu vadi, insanların geride bıraktığı şeyleri iyi hatırlar.

Barış bu sözü ilk kez gerçekten korkutucu buldu.

Köpek bir adım attı.

Hareketi normaldi.

Sesi de normaldi.

Kuru kuma basan sesi hemen kulağına ulaştı.

Bu yüzden daha da ürkütücüydü.

Az önceki kayma yok olmuş değildi.

Sanki kaymış bir dünyanın içine, birden sıradanlık geri dönmüştü.

Normal olanla tuhaf olan aynı yerde yan yana duruyordu.

En anlaşılmaz olan buydu.

“…Aynı mı?”

Barış bunu alçak sesle mırıldandı.

Köpek cevap vermedi.

Ama yalnızca kulağı hafifçe oynadı.

O küçük tepki bile Barış’ın kalbini sertçe çarptırdı.

Duyuyor.
Biliyor.

Böyle düşünmekten korktu.

Ama artık bütünüyle inkâr edemiyordu.

Barış yavaşça etrafına baktı.

Meydanda birkaç turist vardı. Fotoğraf çeken biri. Duvara bakan biri. Çocuğunun elinden tutan bir anne. Kimse köpeği umursamıyordu.

Barış looking at a dog in the open ruins of Zelve Valley
Across the silence of Zelve, they meet again.

Muhtemelen görmüyor değillerdi.

Sadece onlar için manzaranın bir parçasıydı.

Ama Barış için öyle değildi.

Bu köpek manzara değildi.

Bir olaydı.

Ve olaylar insanı değiştirir.

Babasının yokluğu da öyleydi.

Evde babasının olmaması sadece bir gerçek değildi. Annesinin sessizliğini değiştirmişti. Deniz’in sözlerini değiştirmişti. Barış’ın yürüyüşünü bile değiştirmişti.

Bu köpek de öyle olabilir miydi?

Ortaya çıktığı için bir şeyler değişmiyordu belki.

Belki de bir şeyler çoktan değişmeye başladığı için ortaya çıkıyordu.

Barış bu düşünceyi hemen atamadı.

Köpek başını kaldırdı.

Göz göze geldiler.

Bu kez bakışını kaçırmadı.

Korku hâlâ oradaydı.

Ama içinde başka bir şey de vardı.

Kabul etmek istemediği bir kesinlik.

Ve emin olmak isteyen zayıf bir arzu.

Köpek yavaşça meydanın arkasına doğru yürüdü.

Orada Zelve’nin eski kaya duvarı vardı; üzerinde küçük, karanlık oyuklar açılmıştı. Köpek onlardan birinin önünde durdu.

Barış yaklaşmadı.

Henüz yaklaşamıyordu.

Ayakları olduğu yerde kalmıştı ama göğsü sanki ondan önce ilerliyordu.

Aynı köpek.

Bu kez içinden açıkça böyle geçti.

O anda korkudan önce, sessiz bir acı geldi.

Neden ben?
Neden şimdi?
Babamın hatırası yaklaştıkça neden bu köpek de yaklaşıyor?

Henüz cevap yoktu.

Köpek karanlık oyuğun önünde durup Barış’a bakıyordu.

Sanki bir şeyi gösteriyor gibiydi.

Ama bu bir emir değildi.

Sadece beklemek de değildi.

Barış kendi seçimini yapana kadar orada duracakmış gibi görünüyordu.

Rüzgâr meydandan geçti.

İnce kumlar ayaklarının dibinde aktı, köpeğin gölgesi kaya duvarına solukça uzandı.

A dog's shadow stretching across a rock wall in Zelve.
The shadow felt familiar long before the answer arrived.

O gölgeyi görünce Barış birden fark etti.

Bu gölgeyi bir yerde görmüştü.

Göreme’nin alacakaranlığında.
Love Valley’nin girişinde.
Zelve’nin karanlık geçidinde.

Yerler farklıydı.

Zaman da farklıydı.

Ama gölgenin biçimi aynıydı.

Barış nefes aldı.

Artık tesadüf kelimesi yetmiyordu.

Köpek bir kez karanlık oyuğun içine baktı.

Sonra yine Barış’a.

O bakışın kelimesiz olması, Barış’ı biraz rahatlattı.

Kelimeler olsaydı, büyük ihtimalle kaçardı.

Ama sessizlik olduğu için hâlâ durabiliyordu.

Barış bir adım attı.

Köpekle arasındaki mesafe çok az kısaldı.

Köpek kaçmadı.

Orada bekledi.

O sessizliğin içinde Barış ilk kez şunu düşündü.

Bu köpek onun peşinden gelmiyordu.

Belki de Barış’ın kendisine yetişmesini bekliyordu.

Yolculuğa Devam Et
Önceki Bölümü Oku Sonraki Bölümü Oku
Bölüm Listesi Ana Sayfaya Dön
Barış facing a waiting dog in the ancient cave village of Zelve, Cappadocia

この記事が気に入ったら
フォローしてね!

  • URLをコピーしました!
  • URLをコピーしました!
Contents