Bölüm 41 — Yeniden yeraltına | Derinkuyu Yeraltı Şehri’nde babasının gölgesinin peşinde

Barış stands at the entrance to Derinkuyu Underground City before descending into darkness.

Yeraltına inen merdivenler, dünden daha dar görünüyordu.

Barış, Derinkuyu Yeraltı Şehri’nin girişinde duruyordu. Dışarıda gökyüzü hâlâ aydınlıktı. Kapadokya’nın kuru rüzgârı da, uzaktan gelen insan sesleri de yeryüzünde yerli yerindeydi.

Ama ayaklarının dibinde açılan karanlık, başka bir zamana iniyor gibiydi.

Dün, Zelve’nin tepesinde köpek kaybolmuştu.

Gün batımında geride kalan soru, gece olunca da silinmemişti.

O köpek neydi?

Ve babasının hatırasına her yaklaştığında, neden yeniden yeraltına çekiliyordu?

Barış korkuluğa dokundu. Soğuk metalin hissi, parmak uçlarından göğsünün içine kadar sessizce yayıldı. Arkasında turistlerin ayak sesleri birbirine karışıyor, sonra başka bir yöne akıp gidiyordu.

Kimse, onun buraya bir şey tarafından çağrılmış gibi döndüğünü düşünmezdi.

Bu, biraz olsun iyi geliyordu.

Barış stands at the entrance of Derinkuyu Underground City in Cappadocia before descending into the ancient underground passage.
He paused at the entrance, where daylight quietly gave way to the unknown.

Her basamakta ışık biraz daha inceldi. Taş duvarlar yaklaştı, hava nemlendi, sesler yuvarlaklaştı. Yeraltı şehrinin geçitlerinde, yeryüzündekinden farklı bir sessizlik vardı.

Sessizdi ama boş değildi.

Birileri bir zamanlar burada nefes almış, ateş yakmış, dua etmiş, saklanmış, beklemişti.

O zaman, hâlâ taşların içinde çökmüş duruyor gibiydi.

Barış durdu.

Babasının eski defterindeki işaret.

Zelve’de zeminde gördüğü çizgi.

Ve köpeğin kaybolmadan önce döndüğü yön.

Bunlar açıkça birbirine bağlı değildi.

Ama tamamen ayrı da görünmüyordu.

Barış cebinden küçük kâğıdı çıkardı. Babasının defterinden kopyaladığı şeydi. Çizgi eğriydi. Hem haritaya benziyordu, hem yazıya.

Barış reads his father's letter inside Derinkuyu Underground City before continuing deeper into the ancient passage.
Some journeys begin with a single page remembered in silence.

Anlamını bilmiyordu.

Ama ona baktıkça göğsünün içi biraz ağırlaşıyordu.

“Buraya gelmiş miydin?”

Sesli söylemek istememişti.

Ama söz, taş geçidin içine küçükçe düştü.

Babasına mı sormuştu?

Kendine mi?

Yoksa o köpeğe mi?

Bilmiyordu.

Geçidin derininden soğuk bir rüzgâr geldi.

Yeraltındaydı ama rüzgâr vardı.

Bu, nedense aklına takıldı.

Barış içeri doğru yürüdü. Duvarlarda küçük oyuklar vardı; bir zamanlar kandil koyulan yerler gibi görünüyordu. Karanlığın içinde, yalnızca taş yüzeyler hafifçe beyaz seçiliyordu.

O anda bir ayak sesi duydu.

Kendi sesi değildi.

Barış döndü.

Kimse yoktu.

Barış looks back while walking through a quiet underground passage in Derinkuyu Underground City, Cappadocia.
In the silence beneath the earth, even a distant presence feels close.

Turistlerin sesi artık uzaktaydı. Rehberin anlattıkları da ulaşmıyordu. Geçitte sadece kendi nefesi ve bir yerlerden düşen suyun sesi vardı.

Kuruntu.

Bunu düşündü.

Ama bu kelime artık eskisi kadar güçlü değildi.

Son birkaç günde, kuruntu diyerek geçemeyeceği şeyler fazla çoğalmıştı.

Barış yeniden kâğıda baktı.

Sonra duvarın bir yerinde gözü takıldı.

Küçük bir çizik.

Sıradan bir aşınma izi olabilirdi.

Ama babasının defterindeki çizgiyle aynı açıdan kırılıyor gibi görünüyordu.

Barış yaklaştı.

Parmak ucuyla dokundu.

Taş soğuktu.

Çizik eskiydi. Dün ya da bugün oluşmuş değildi. İnsan eliyle mi yapılmıştı, yoksa tesadüfi bir çatlak mıydı, onu bile bilemiyordu.

Ama Barış’ın içinde artık sadece bir çizik değildi.

Babası burayı görmüş müydü?

Burada bir şey mi düşünmüştü?

Yoksa o, babasının gölgesini takip ettiğini sanırken, var olmayan anlamları mı topluyordu?

Göğsünün içinde cevapsız sorular üst üste bindi.

Tam o anda, geçidin ilerisinden hafif bir ses geldi.

Tırnağın taşa değmesi gibi kısa bir ses.

Barış nefesini tuttu.

Ses yalnızca bir kez duyuldu.

Yine de anladı.

İnsan adımı değildi.

Rüzgâr da değildi, su da.

Yavaşça başını kaldırdı.

Karanlık geçidin içinde hiçbir şey görünmüyordu.

Ama orada bir şeyin varlığı hissediliyordu.

Barış kıpırdayamadı.

Korkuyordu.

Ama dünkü gibi değildi.

Korkunun içinde, emin olma isteği de vardı.

O köpek neydi?

Bu soru hâlâ duruyordu.

Ama şimdi yanına başka bir soru sessizce eklenmişti.

Babası burada ne görmüştü?

Barış holds his father's letter while facing a dark underground corridor in Derinkuyu Underground City, Cappadocia.
The letter ended, but the path ahead remained unwritten.

Barış kâğıdı avucunda sıktı.

Yeraltının karanlığı biraz daha derinleşmiş gibi oldu.

Ve geçidin ilerisinde, bir kez daha taşın üzerine basan kısa bir ses duyuldu.

Yolculuğa Devam Et
Önceki Bölümü Oku Sonraki Bölümü Oku
Bölüm Listesi Ana Sayfaya Dön
Barış stands at the entrance to Derinkuyu Underground City before descending into darkness.

この記事が気に入ったら
フォローしてね!

  • URLをコピーしました!
  • URLをコピーしました!
Contents