Bölüm 4 Annenin Sessizliği | Ankara gecesinde kalan, söylenemeyen hatıra

Barış watching Emine in a quiet Ankara kitchen at night
Emine standing by a window at night with Atakule in the distance
The city remained distant, even through the glass.

Gece mutfağında, gündüzdekinden daha derin bir sessizlik vardı.

Yemekten sonra toplanmış olması gereken o yerde, hâlâ biraz sıcaklık kalmıştı.

Yıkanmış tabaklar ters çevrilmişti. Damlayan su ağır ağır aşağı süzülüyordu.

Pencerenin dışında Ankara gecesi uzanıyordu; uzaktaki ışıklar kuru havanın içinde hafifçe titriyordu.

Gündüz Ankara derli toplu görünür.

Yollar da, insanların akışı da, binaların çizgileri de.

Ama gece olunca, o düzgünlüğün altına bastırılmış şeyler bile usulca su yüzüne çıkıyormuş gibi geliyordu.

Barış, koridorun ucundan bu manzaraya bakıyordu.

Annesinin sırtı beyaz lavabonun önündeydi.

Omuzları küçüktü. Hareketleri sakindi. Gereksiz hiçbir şey yoktu.

Tabak silerken de, bezi katlarken de, yıllardır aynı şeyi yapan birinin duruluğu vardı ellerinde.

O sırtı görünce, nedense seslenmek zorlaşıyordu.

Kızgın değildi.

İtmiyordu da.

Yine de yaklaşmaya kalkınca, arada görünmeyen ince bir tabaka varmış gibi oluyordu.

Girilmez bir yer değildi orası.

Sadece, girildiği anda bir şeyin şekli değişecekmiş gibi duran ince bir sınırdı.

Barış kısa bir tereddütten sonra mutfağa girdi.

Emine dönüp bakmadı.

Yalnızca musluğun kapanma sesi küçük bir yankı gibi kaldı.

“Daha uyumadın mı?”

Geceye karışan bir sesti.

“Yok.”

Bunu söyleyip pencerenin yanına geçti.

Aralık kalan pencereden gece serinliği ince bir çizgi gibi içeri süzülüyordu.

Gündüz rüzgârından farklıydı bu. İtmiyordu. Sadece sessizce tenine değip geçiyordu.

Dışarıdan ara sıra uzak araba sesleri geliyordu.

O seslerin arasındaki sessizlik, bu evin içini daha da belirginleştiriyordu.

Emine, ıslak ellerini bezle kurularken bir an Barış’a baktı.

“Uyuyamıyor musun?”

“…Biraz.”

Aslında öyle değildi.

Uyuyamamak değildi bu.

Uyursa, yine hiçbir şey bilmediği bir sabaha dönecekmiş gibi geliyordu.

Üçüncü bölümde öğrendiği o isim—Mustafa—aklının bir yerinde takılı kalmıştı. Gözlerini kapatsa da sesi gitmiyordu.

O adı bilmeden önceki haline artık dönemiyordu.

Ama yalnızca adı bilmek de hiçbir şeye yetmiyordu.

Yarım kalmışlık, uykudan daha derin bir yerde duruyordu içinde.

Emine tek kelime etmeden raftaki küçük cam şişeyi eski yerine koydu.

Sonra gözlerini pencerenin dışına çevirdi.

Yandan yüzüne baktığında, Barış tuhaf bir şey fark etti.

Annesi susuyordu ama sanki bir şey saklamıyormuş gibi de görünüyordu.

Aynı anda, en önemli olanı asla vermeyecek biri gibi de.

O çelişki takılı kaldı içinde.

Susuyor ama kapanmıyordu.

Yakındı ama en derin yere dokunmasına izin vermiyordu.

Bu haliyle, evin havasına benziyordu.

“Anne.”

Barış yavaşça konuştu.

“Babam hakkında konuşmaman… hatırlamadığından değil, değil mi?”

Emine’nin parmakları durdu.

Çok kısa sürdü.

Ama yetti.

Barış devam etti.

“Unuttuysan söyleyebilirsin. İstemiyorsan da söyleyebilirsin. Ama seninki öyle değil.”

Konuşurken sesinin biraz sertleştiğini fark etti.

Onu suçlamak istemiyordu.

Sadece, hep aynı yerde dönüp durmaktan yorulmuştu biraz.

Adı bilip de geriye kalan her şeyin yine sessizliğe gömülmesi ağır geliyordu.

Emine bir süre sustu.

Pencerenin dışındaki karanlık, mutfağın beyaz duvarına silikçe vuruyordu.

Sonunda sessiz bir sesle konuştu.

“Bazı şeyler vardır… söze dökülünce şekli değişir.”

Sanki çok uzak bir yerden gelmiş gibiydi o söz.

Barış kaşlarını çattı.

“Şekli değişir?”

“Hatıralar bazen böyledir. Ağzından çıktığı anda, sandığından başka bir şeye dönüşür.”

Emine bunu söylerken parmaklarını lavabonun kenarına hafifçe koydu.

Bir su damlası beyaz metalin üstünde ince bir çizgi halinde kaydı.

Bakınca, belki hafıza da öyledir diye düşündü Barış.

Tutmak istediğin biçimde kalmaz.

Dokunduğun anda, azar azar başka bir şeye döner.

“O yüzden mi susuyorsun?”

Emine bu soruya hemen başıyla karşılık vermedi.

Bu da başka bir çelişkiydi.

Susmanın sebebini anlatıyor, ama onu da sonuna kadar açmıyordu.

“…Korumak istediğim şeyler var.”

Orada durdu.

“Bir de kırmak istemediklerim.”

Barış onun yandan görünen yüzüne baktı.

Annesi ağlamıyordu.

Sesi de titremiyordu.

Ama o sessizliğin altında, yıllardır bastırılmış bir ağırlık vardı.

Bu yalnızca hüzün değildi.

Yalnızca öfke de değildi.

Tek bir adın yetmeyeceği duygular, uzun zaman boyunca dibe çökmüş gibiydi.

Birden çocukluğundan bir parça geçti içinden.

Gece, uyumadan önce, koridorun öte yanından bir konuşma sesi geliyor gibiydi sanki.

Kelimeleri hatırlamıyordu.

Yalnızca alçak bir ses. Ardından annenin daha sessiz cevabı.

Ve o sesin kaybolduğu geceden sonra, evin havası biraz değişmiş gibiydi.

Ama bunun gerçekten bir anı mı, yoksa sonradan kurulmuş bir şey mi olduğunu bilmiyordu.

Bu evde böyle şeyler çok fazlaydı.

Gerçekten olmuş ama hatırlanamayan şeyler mi bunlardı?

Yoksa hatırlanamadığı için kurulan şeyler mi?

Aradaki çizgi hep bulanıktı.

“Anne… babama hâlâ kızgın mısın?”

Soru, kendi onu şaşırtacak kadar sakin çıktı.

Emine gözlerini biraz indirdi.

“Öfke olsaydı, belki daha kolay olurdu.”

Barış nefesini tuttu.

Bu, açık bir cevap değildi.

Ama tam da o belirsizlik, gerçeğe daha yakınmış gibi geldi.

Öfkeyle açıklanamayacak bir şey.

Kırgınlık da değil. Vazgeçiş de değil.

Annesinin sessizliğinde kalan şey oydu.

Ve o kalış biçimi, Mustafa adını daha da uzak, daha da ağır hale getiriyordu.

Barış pencerenin dışına baktı.

Gece Ankara’sı, gündüzkünden daha uzak geliyordu.

Işıklar vardı, ama hiçbir yere el uzanmıyordu.

Bütün şehir, içinde bir şey taşıyıp susuyormuş gibiydi.

Bu şehre, dile gelmeyen şeyler fazla yakışıyordu.

Belki de bu yüzden, onların evi de bunca zaman onun içinde kaybolup gidebilmişti.

“Ben hiçbir şey bilmiyorum.”

Söz ağzından kendiliğinden çıktı.

“Bilmeden… kendi kendime düşünüp duruyorum sadece.”

Water flowing down a kitchen sink in a quiet Ankara apartment
Some memories change shape the moment they are touched.

Emine bunu inkâr etmedi.

Onun yerine mutfağın ışığını biraz kıstı.

Az önce bembeyaz görünen yerde yumuşak gölgeler oluştu.

“Bilmemekle, sana söylenmemiş olması aynı şey değil.”

Bu sözle Barış başını kaldırdı.

Emine artık ona bakmıyordu.

Gözleri dışarıdaki karanlıkta, öylece duruyordu.

Bilmemek.

Sana söylenmemiş olması.

Benzer gibi.

Ama değil.

Belki de boşluğun içinde değildi o.

Birilerinin bilerek boş bıraktığı bir yerde duruyordu.

Bu düşünce sessizce oturdu içine.

Suçlamak istemiyordu.

Ama artık yalnızca bekleyerek kalamayacağını da anladı.

Gerçekten ona söylenmemişse, bir gün gidip kendisinin dokunması gerekecekti buna.

Annesinin sessizliğini aşarak değil.

O sessizliğin dışından, başka bir giriş bulup.

Düşünce hâlâ bulanıktı.

Ama gece mutfağında ilk kez şekil almaya başlamıştı.

Pencereden giren gece rüzgârı, perdenin ucunu hafifçe oynattı.

Gündüz rüzgârı gibi sırtından itmiyordu.

Ama durmuş olan bir şeye hafifçe değip, içinde hâlâ hareket payı kaldığını haber veriyor gibiydi.

Emine son olarak, alçak sesle konuştu.

“Belki bir gün anlatabilirim. Ama… şimdilik bunu benim sözlerime çevirme.”

O “benim sözlerime çevirme” deyişi kaldı Barış’ın içinde.

Babasıyla ilgiliydi.

Ama aynı zamanda annesinin sözleriydi.

Geçmişe aitti.

Ama sanki hâlâ sürüyordu.

Bu bir reddediş değildi.

Ama izin de değildi.

Dokunulmaması gereken bir şey değildi bu.

Sadece, olduğu haliyle henüz dokunulabilecek bir şey değildi.

Barış bir şey söyleyemedi.

Yalnızca ilk kez, annesinin sessizliğinin boş olmadığını, bazen bir şeyi değiştirmeden tutmanın yolu da olabileceğini biraz anladı.

Barış watching Emine from a dark hallway in an Ankara apartment
Some silences stay between people, even in the same room.

Mutfaktan çıkmadan önce bir kez dönüp baktı.

Emine hâlâ pencerenin önünde duruyordu.

Gece camında, dışarının karanlığıyla içerideki bedeni üst üste düşüyordu.

Oradaydı.

Ama uzaktı da.

Barış onun sırtına baktı.

Annesi hiçbir şey söylemedi.

Ama—

Bazen konuşmamak da başlı başına bir cevaptı.

Ve o cevap,
bir dahaki sefer Barış’ın bir şeye el uzatmasına,
sessizce izin veriyor gibiydi.

Yolculuğa Devam Et
Önceki Bölümü Oku Sonraki Bölümü Oku
Bölüm Listesi Ana Sayfaya Dön
Barış watching Emine in a quiet Ankara kitchen at night

この記事が気に入ったら
フォローしてね!

  • URLをコピーしました!
  • URLをコピーしました!
Contents